Ömrümüzün yaklaşık üçte biri uykuda geçiyor. Bu süre, günlük aktivitelerden yorgun düşen bedenimizin dinlenmesi için ayrılan zamandır. Freuda göre, kişinin bilinç altındaki düşüncelerinin, özlemlerinin ya da isteklerinin bir film şeridi gibi göz önünden geçtiği varsayılır. İşte bizler bu olguya Rüya adını veriyoruz.
Rüyalarda yaşananlar inanılmayacak kadar hızlı gelişir. Bir kaç saniyelik rüyada bile çok uzun sürdüğü sanılan garip, şaşırtıcı ve çok değişik olaylar birbirlerini izler. Bu nedenle, rüyada zaman kavramı oluşmaz. Ancak zaman kavramını, uyandıktan sonra beynin öğretileri ve alışkanlıkları doğrultusunda saptadığımız bir anlar toplamıdır sadece.
Aslında kendini bilen bir kişi, başka tabirciye (yorumcuya) ihtiyaç duymadan kendi rüyasını en iyi şekilde yorumlayabilir.