Ben, Tanpınar'da Türkiyeli bir Rönesans, Reform ve Aydınlanma'nın imkânlarını buluyorum. Ve bunun Türkiye modernliğinin entelektüel temellerini oluşturabileceğini iddia ediyorum. Rönesans, Reform ve Aydınlanmanın birer çığır olmaktan çok birer ethos (tavır) olduğunu düşünüyorum. Kant'tan yola çıkarak. Bunlardan birer imkân olarak söz etmemin nedeni de budur zaten. Eğer imkândan, mümkün olandan söz ediyorsak zaten çoğul bir zeminde olduğumuzu kabul etmemiz gerekir. Bu anlamda Tanpınar'ın Rönesans, Reform ve Aydınlanmanın tekimkânı olmayabileceğini peşinen kabul ediyorum. Ama benim için öyle oldu! Bunun bir fetişizm içerdiğini de kabul ediyorum. Tanpınar fetişizmim, benim için bu memleketi kendi çapımda anlamamı mümkün kılmıştır. Abarttığımın farkındayım. Ama hangi hakikat abartılı değildir ki?