Kapi gicirtiyla kapandi. Gittin iste. Gitmek degildi aslinda, goturuluyordun, bir insana yakismayacak hakaretler ve sozler esliginde. Bana sarilmak istediginde buna bile izin verilmemis, beni kucaklamak icin actigin kollarina acimasizca vurulmustu. Arkandan cabuk donmen icin su doken yoktu. Ruyasiz bir uykudan uyanmis gibi huzunlu gozlerle bakiyordum ardindan, boyumun yetmedigi pencereden seni gorebilmek icin binbir zorlukla. Birkac adim otede aglayan annemin cigliklarina karisiyordu, benim hickiriklarim. O gunun, omur boyu bir ic yarasi olarak kalbimin en derininde kalacagini nerden bilebilirdim ki. Pencerelerin onune ekmek koyarak alistirdigin guvercinler fark etti yoklugunu once, gelmez oldular, sonra yavas yavas her sey senin yokluguna burundu. Senden sonra butun duslerimi bir sandik odasina kaldirdim. Babasinin prenses kizi olarak buyuyen arkadaslarimin icinde yalnizligimi cogaltarak geciriyordum gunlerimi. Hicbir karne gununde yanimda degildin, karsidan karsiya gecerken hep bir elim boslukta kaliyordu. Senin yoklugunun actigi hicbir yara kapanmadi. Ne zaman bir cocuk parkinda, bir babanin kizina sarildigini gorsem icimdeki kapanmaz yara biraz daha kaniyor, biraz daha derinlesiyor. 12 Eylul arkasinda hic unutulamayacak acilar birakti, bir de omur boyu babasinin gittigi yasta kalacak olan kucuk kizlar...